Taha Emre
Annesayfa (Homepage)
Taha Emre
Baglantilar (Linkler)
Kinama
Osmancik (Çorum)
Viyana (Avusturya)
Dügün fotograflari
Nisan fotograflari
Bali (Endonezya)
Singapur
Italya 1
Italya 2
Italya 3
Kahire (Misir)
Istanbul
Bursa
Ben kimim, neyim???
Gülmecelik (Jokes)
Bana yazinnnn ! . Contact me !

taha0.jpg

 
İşte bebeğimizin fırından yeni çıkmış, dumanı tüten fotoğrafları... Hemen her gün peşinde elimde fotoğraf makinası, cep telefonu ya da kamerayla dolandığım için şimdiden bir sürü fotoğrafı oldu, onların içinde ilginç olanları da zamanla buraya koyacağım inşallah...

 

taha1.jpg

İşte bebeğimizin ilk fotoğraflarından bir tanesi... Ayın 16'sında, 12:23'te doğmuştu bebeğimiz, bu da odaya getirildiğinden sonra, henüz 1,5 saatlikken :)

taha2.jpg

Dudağını yerim senin ben bebeğim, niye öyle üzgün duruyorsun, 9 ay boyunca "mutlu" bir şeklide durduğun yeri mi özledin yoksa?

taha4.jpg

Üçümüz birlikte ilk fotoğrafımız...

taha5.jpg

Üçüncü saatimizin ilk fotoğrafı :) "Eh, annemdeykenki kadar olmasa da, keyfim birazcık yerine geldi"

taha3.jpg

Bu da ikinci günün ilk fotoğrafı... Bebeğimizin hassas cildinde sıcaktan veya dokunulmaktan olsa gerek, yer yer kızarıklıklar çıktı. Bebeğimiz anne karnında yaptığı gibi "eller havada" yatmaktan çok hoşlanıyor...

taha6.jpg

Bu da hastaneden eve geldikten sonraki ilk fotoğrafımız, 3. gün... Henüz beşiği kurulmadığı için kanapenin üzerine attığımız battaniyesinin üzerinde yatıyor bebeğimiz...

taha7.jpg

Beşiği kurulup içine yatınca, biberonla mamayı bol bol içince, keyfimiz yerine geldi tabiki...

taha8.jpg

"Ya yeter artık her dakika fotoğrafımı çekiyorsunuz, bakın şu an kakamı yapıyorum, bari şimdi rahat bırakın tamam mı? Şu paparazzilerde de özel hayata saygı sıfır!"

taha9.jpg

"Ve artık tam bir haftalık oldum. Salondaki kanepe de çok rahatmış... Bacaklarımı nasıl böyle yapabiliyorum, çok merak ediyorsunuz değil mi? Söylemem, bebek sırrı..."

Taha Emre Kılıç kimdir?
 
Neden Taha Emre? Taha, peygamber efendimizin isimlerinden bir tanesi, aynı zamanda Kuran'da bir sure ismi, hani bilirsiniz, Hz. Ömer kızkardeşinin müslüman olduğunu duyunca çok sinirleniyor ve peygamber efendimizi öldürmeye karar veriyor ve hışımla evine geliyor, içeriden peygamber efendimizin sesi geliyor, Kuran okuyor, Hz. Ömer peygamberimizin okuduğu sureyi dinliyor, çok etkileniyor ve orda müslüman olmaya karar veriyor, işte o sırada peygember efendimizin okuduğu sure Taha suresi imiş, gerçekten çok güzel bir sure, dinlemenizi ve okumanızı tavsiye ederim. Taha aynı zamanda "inançlı" anlamına geliyor.
Emre ise Yunus Emre'den geliyor. Yunus Emre için bir şey söylemeye gerek var mı? O zaten öyle güzel söylemiş ki...
 
          "Ben yürürem yane yane, Aşk boyadi beni kane
          Ne akilem ne Divane, Gel gör beni aşk neyledi
          Gah eserem yeller gibi, Gah tozaram yollar gibi
          Gah akaram seller gibi, gel gör beni aşk neyledi"
 
"Dervişlik dedikleri hırka ile tac degil
Gönlün derviş eyleyen hırkaya muhtaç değil
Durmuş marifet söyler, erene Yunus Emrem
Yol eriyle yoldadır, yolsuza yoldaş değil"
 
"Gelin tanış olalım, işin kolayın tutalım
Sevelim sevilelim, dünya kimseye kalmaz
Yunus sözün anlar isen, mani'sini dinler isen
Sana iyi dirlik gerek, bunda kimseler kalmaz"
 
"Hak bir gönül verdi bana, ha demeden hayran olur
Bir dem gelir şadan olur, bir dem gelir giryan olur
Bir dem gelir söyleyemez, bir sözü şerh eyleyemez
Bir dem cehalette kalır, nesne bilmez nadan olur"

          Benim notum: şadan: sevinçli, giryan: ağlayan, şerh: açıklama, nadan: cahil

"Aşkın aldı benden beni, bana seni gerek seni
Ben yanarım dün ü günü, bana seni gerek seni
Ne varlığa sevinirim, ne yokluğa yerinirim
Aşkın ile avunurum bana seni gerek seni"
 
"Bir kez gönül yıktın ise
Bu kıldığın namaz değil
Yetmişiki millet dahi
Elin yüzün yumaz değil"
 
"İlim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir
Sen kendini bilmezsin, ya nice okumaktır
Okumaktan mani ne, kişi Hakkı bilmektir
Çün okudun bilemedin, ha bir kuru emektir"
 
"Bülbül olup öteyim, dost bahçesinde yatayım
Gül oluben açılayım, ayruk dahi solmayayım
Aşkdır derdin dermanı, aşk yoluna koydum canı
Yunus Emre eydur bunu, bir dem aşksız olmayayım"

          Not: Ayruk : Artık, baska, Eydur : Söylemek, Dem : An,vakit

"Dağlar ile taşlar ile çağırayım mevlam seni
Seherlerde kuşlar ile çağırayım mevlam seni
Sular dibinde mahi ile, sahralarda ahu ile
Abdal olup ya hu diye çağırayım mevlam seni"
 
"Canım kurban olsun senin yoluna
Adı güzel kendi güzel Muhammed
Şefaat eyle bu kemter kuluna
Adı güzel kendi güzel Muhammed"
Kemter: değersiz
 
"Bir garip ölmüş diyeler, üç günden sonra duyalar
Soğuk su ile yuyalar, şöyle garip bencileyin
Hey Emrem Yunus biçare, bulunmaz derdine çare
Var imdi gez şardan şare, şöyle garip bencileyin"
Bencileyin: Benim gibi, Şar: Şehir
 
"Şol cennetin ırmakları akar Allah deyu deyu
Çıkmış islam bülbülleri öter Allah deyu deyu
Salınır tuba dalları, Kuran okur hem dilleri
Cennet bağının gülleri, kokar Allah deyu deyu"

İlginç ama gerçek!
 
Babam ve oğlum: Ben babam 33 yaşındayken dünyaya gelmişim. Benim oğlum ben kaç yaşımdayken dünyaya geldi dersiniz? Evet, 33!
Bu kadarla bitmiyor. Şeyma, annesi 28 yaşındayken dünyaya gelmiş. Bebeğimiz dünyaya geldiğinde Şeyma kaç yaşındaydı dersiniz? Evet, 28!
 
Bebeğimiz mübarek 3 ayların ikincisi olan Şaban ayında dünyaya geldi. Merak eden bayanlar için hemen söyleyelim, burcu Aslan. Zaten kendisi de küçük bir aslan gibi, sürekli kükreyip duruyor :)
 
Bebeğimizin daha fazla fotoğraflarını ve doğmadan önceki ve sonraki günlüğünü okumak için www.kilicailesi.blogcu.com adresini ziyaret edebilirsiniz...

TAHA’M, CANIM OĞLUM, BEBEĞİM

 

Doğduğunda gördüğüm en güzel bebektin

Yanında mutluluk, sevgi, aşk getirdin

Hayatımızı daha da renklendirdin, güzelleştirdin

Sen başımıza gelen en güzel şeysin bebeğim

 

Miladi takvimle 16 Ağustos 2007’de,

Mübarek ayların ikincisi, Şaban ayının üçünde

Miraç Kandili’nden sonra, Berat Kandili’nden önce,

Aslan burcunda doğdun, benim aslan bebeğim

 

Dedenler maalesef çok önceden gittiler,

Anneannenle babaanneni bizlere emanet ettiler

İki dayın, üç halan, sekiz de kuzenin var ama

Kaç kardeşin olacak, o belli değil bebeğim

 

Ben doğduğumda babam, tam 33 yaşındaymış

Ben 33 olunca da, sen doğdun bebeğim

Anneni, annesi tam 28’inde doğurmuş

Sen doğduğunda da annen, tam 28’indeydi bebeğim

 

Taha ismini çok eskiden severdim, meğer oğlumun olacakmış

Adını peygamberimizden aldın, O’nun cennetteki adıymış

Hazreti Muhammed efendimiz, ne güzel yaratılmış

Ahlakın da inşallah, O’na benzer bebeğim

 

Emre isminse büyük derviş Yunus’tan gelir

Murat baban O’nun şiirlerine bayılır

Resmen kendinden geçer, coşku damarları kabarır

En güzel duygulara doğru yelken açar bebeğim

 

Kılıç kadar keskin, bir zekan olsun

Irmaklar kadar coşkun, bir sevgin olsun

Leyla’dan bile çok seven, bir eşin olsun

Istırap, dert, keder senden çok uzak olsun

Çok mutlu ol inşallah, hep böyle gül bebeğim

 

Uykunda sana melekler eşlik eder, gülersin

Tatlı tatlı ağlar, gecenin bir yarısı uykumu bölersin

Atalarımız demiş ki “Uyku baldan tatlıdır”,

Sen uykudan da, baldan da tatlısın bebeğim

 

Yumuk yumuk, pamuk gibidir ellerin

Gülünce ta içleri güler o güzel gözlerinin

En güzel şarkıdan bile daha hoştur sesin

Seni seyretmek bile beni mest eder bebeğim

 

Senin güzelliğini hiçbir kamera çekemez

Tatlılığını anlatmaya kelimeler yetmez

Şiirler, şarkılar, resimler hakkınca övemez

Seni doya doya yaşamak gerek bebeğim

 

Yüce Rabbimin bize en güzel hediyesi

Dünyalar güzeli eşimin küçük bir kopyası

Gören, tanıyan herkesin olur hemen sevgilisi

Sanki dünyaya inmiş, kanatsız bir meleksin bebeğim

Sana bir değil, binlerce şükürler olsun Rabbim

 

Sen yokken dünyam soğuk, karanlık

Serseri bir mayın gibiyim, kafam karmakarışık

Günümü, gecemi aydınlatamaz ne güneş, ne bir ışık

Hasretin yaktı, kor etti, bitirdi beni bebeğim

 

Her gün resimlerine baktım, öptüm, sevdim

Elbiselerini kokladım, kokunu içime çektim

Televizyondaki, yoldaki bebeklere “yavrum” dedim

Seni çok, ama çok özledim bebeğim

 

Murat KILIÇ